ÖSYM'nin Yanlış Uygulamalarında Israrı Sürüyor!
Bildiğniz gibi 2018 KPSS başvuruları 10 Mayıs 2018 tarihi itibariyle başladı. Başvuruların başlamasıyla sınava dair detaylar da netleşmeye başladı. ÖSYM'nin tamamen keyfi olarak uyguladığı oturumlar ve bu oturumlardaki ayrık kitapçık uygulaması bu yıl da sürüyor. Ayrıca Alan Bilgisi Sınavı 2 gün olarak yapılacak ve yine her ilde sınava girilemeyecek. Bu durum adayların yine yollara düşmesi ve bir çok ek maliyet ile karşı karşıya olması demek!

ÖSYM'nin yaptığı yanlışlıklara dair daha evvel de bir çok kez dile getirdiğimiz hususlar söz konusuydu. Bu yıl ÖSYM'nin bu konuda olumlu adımlar atmasını bekleyen adaylar, aynı keyfiyet ile karşı karşıyadır. 

Sınavlar Her İlde Gerçekleştirilmeli!

Adaylar 28 Temmuz 2018 tarihinde alan bilgisi testinin bir 2 oturumuna, 29 Temmuz 2018 tarihinde ise bir oturumuna daha katılmak durumundalar. Bu noktada oturumları fonksiyonel olarak ayarlamayan, tamamen kendi keyfiyetince belirleyen ÖSYM bir de dar bölge uygulamasını sürdürerek adayları yine yollara dökmeye hazırlanıyor!

ALES'in her ilde gerçekleştirilmesi kararının ardından beklentiye giren binlerce aday sınav için yine yollara düşeceğini öğrendi. Bunu adaylara adeta dayatan ÖSYM'nin bu uygulamasından en kısa sürede vazgeçmesi gerekmektedir. 

ALES ile birlikte gelen uygulamanın KPSS'ye de uyarlanması gerektiğini aşağıdaki haberimizle dile getirmiştik;

KPSS'de HER İLDE GERÇEKLEŞTİRİLMELİ!

Sınav Ücreti yetmezmiş gibi bir de Yol ve Konaklama Ücretleri İşsiz Adayların Belini Büküyor!

KPSS Alan sınavına girecek adayların ekseriyeti işsiz olan gençlerden oluşmaktadır. Bu adayların 180 TL sınav parasına ek olarak bir de bu külfetleri çekmek zorunda olmasının, Sosyal Devlet Anlayışıyla örtüşür yanı bulunmamaktadır. Sınav ücretlerinin düşmeyişinin yanında, bir de bu dayatmaların varlığı sınav sürecini bir kat daha artırmaktadır. ÖSYM'nin bu uygulamasına dair en kısa sürede bir düzenleme yapması gerekmektedir.

Sınav Ücretleri Hala Yüksek!

ÖSYM'nin maliyet hesaplamasına giderek ücret belirlemesinin, ÖSYM'nin sosyal devletin bir kurumu değil adeta bir işletme mantığı ile hareket ettiğinin göstergesidir. Bu noktada 180 TL işsiz bir aday tarafından ödenmesi oldukça güç bir rakamdır. Bunun yanına yukarda eklediğimiz yol ve konaklama masraflarını da eklediğiniz zaman bir yolculuğun maliyeti bir aday için 500 TL'yi bulabilmektedir. ÖSYM'nin bu konuda derhal müspet bir düzenleme yapması gerekmektedir. Zaten işsizlik yükü altında ezilen bunca adayın sosyal bir buhran içerisine girmesine sebep olmak, bir devlet kurumunun yapması gereken en son şeydir. 

Sınav Oturumları Keyfiyetle Değil Adayların Taleplerine Göre Belirlenmelidir!

KPSS Alan Bilgisinde en ihtiyaç olan alanlar Hukuk, İktisat, Maliye ve Muhasebe alanlardır hiç şüphesiz. Bu alanların tek bir güne koyulması gerekirken, Muhasebe oturumunun ertesi güne bırakılmasının hiçbir mantıkla izahı yoktur. Ayrıca kitapçıkların ayrık dağıtılması, Muhasebe oturumunun süre yetmezliğinin dile getirilmesine rağmen bu geri bildirimlerin dikkate alınmaması, İstatistik kitapçığında adayları zorla oturtma politikası ÖSYM'nin geçtiğimiz sınavda dile getirilen şikayetleri hiçbir şekilde dikkate almaksızın, keyfi hareket ettiğinin göstergesidir. 

Bu sınavlar ÖSYM'nin adeta Para ile sattığı bir ÜRÜN ise, tüketici memnuniyetini gözetmesi gerekmektedir. Sınava bunca ödeme yapan adayların taleplerinin dinlenmeden keyfi uygulamalar yapılması kabul edilebilir bir durum değildir.

Başka İlde Girmek Zorunda Olan Adayların EMANETÇİ TELAŞI!

ÖSYM hem adayları başka illerde sınava girmeye zorlamakta hem de adayların cebinde otobüs biletlerini, bilet paralarını dâhi sınav salonuna almamaktadır. Bu uygulamaya dair önerimiz ÖSYM'nin kendisinin emanet bürosu oluşturması olmuştu. Ancak ÖSYM yine adayları emanetçi aramak ve bir de buna ödeme yapmak zorunda bırakacak gibi görünüyor. 

Tüm bu sorunları daha evvel aşağıdaki yazımız ile dile getirmiştir ancak görüyoruz ki ÖSYM'nin hiçbir değişiklik yapma niyet yok. İşte o yazımız;

2017 Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın gerçekleştirilmesi ile birlikte bir çok sorun ayyuka çıkmış durumdadır ve artık dile getirilmesi elzemdir.

Anayasamızın 2.Maddesi der ki; Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve SOSYAL bir hukuk devletidir.

ÖSYM özel bir işletme gibi kendisini idame ettirebilme hesabı yaparak, sınav ücretlerini de aynı hassasiyetle yükseltiyor.Her yıl ortalama 20 TL yükselen sınav ücretleri ancak Kâr amacı güden bir kuruluş nezdinde kabul edilebilir. Sosyal bir devletin kurumunda bunun açıklanabilir tarafı yoktur.

Fırsat Eşitliği olgusuna tamamen aykırı uygulamalar:

Öyle bir durum düşünün ki, bir aday sınava bir saat kala uyanıp, rahat rahat kahvaltısını edip, en fazla bir vasıta ile ulaşabileceği okuluna rahat rahat ulaşırken, diğer bir aday en az 4 saat evvelden ayaklanıyor. Alelacele belki bir kahvaltı edip düşüyor yollara. 2 saat, 3 saat araba kullanıyor veya diğer imkanlarla ulaşmaya çalışıyor sınav merkezine. Kimisi yollarda kaza geçirip hayatından dâhi oluyor bir sınav uğruna. İşte biz buna ÖSYM'nin Fırsat Eşitliği(!) diyoruz.

Sınava ödenen ücretlerin yanında, haftalara yayılan ve adayların farklı illerde girmek zorunda bırakıldığı sınavlar için Seyahat ve/veya konaklama maliyetlerinin de ödenmesi söz konusu iken; adayların kimle nasıl eşit şartlarda yarışması mümkündür?

İşte herkesi eşit şartlarda sınamayı vaad eden, emeğimizin emanet edildiği kurum olduğunu her sene kalitesi biraz daha düşen kalemlerin üzerinde taahhüt eden kurum; ÖSYM'nin Eşitlik Olgusuna yaklaşımının kısa öyküsü.

Eşitlik herkese aynı tarifeyi uygulamak demek değildir. Ödeme gücü oranında tarife uygulamaktır. Bunun mümkün olmadığı bu sınavlarda yapılması gereken; En düşük gelirli ailelerin evlatlarının da devletine hizmet arzusu ile gireceği bu sınavlara zorlanmadan katılımını sağlayacak bir fiyat belirlemektir. Sosyal Devletin kurumu bunu yapmalıdır.

Abartılı Uygulamalar Artık Son Bulmalı;

ÖSYM'nin değiştirmesi gereken bir durum daha varsa, o da; kopya şüphesinin adaylara bu denli zulümle yansımaya başlamış olmasıdır. Tüm adaylara potansiyel kopyacı ve harami muamelesi yapılması adayları yormaktan, üzmekten başka bir şeye yaramamaktadır. Cebindeki yol parası bile içeri alınmayan adaylar uçmayı yahut ışınlanmayı henüz keşfedebilmiş değildirler. Başka bir şehirden gelmeye zorlanan bu adayların yol parasını, otobüs biletini bile sınav salonuna sokmayarak uygulamaların artık zulme dayandığının farkına varılmalıdır. Bu şekilde devam etmesi durumunda devlete hizmet saikiyle yola çıkmış on binlerce adayın daha şimdiden şevkini kırmaktan başka yol açacağı bir durum bulunmamaktadır. Asıl çözüm kaynağın iyi korunmasıdır. ÖSYM soruların hazırlanış, basım, dağıtım aşamasında en ciddi güvenlik önlemlerini almaktadır. Bu nedenle adayların bu kadar bunaltılması ve bir anlamda itham edilmesi anlamsızdır.

Oturum içerikleri ve saatlerinde adayların sesine kulak verilmelidir. Bu noktada karşımıza ikisorun çıkmaktadır;

1. Alan Bilgisi Sınavı'nda Cumartesi Öğleden sonra oturumunda, Adayların puanlarındaki en belirleyici 3 dersin gerçekleştirilmesi adaylar açısından ciddi bir dezavantaj oluşturmaktadır. Dinç kafa ile çözülebilecek testlerin zaten yol katederek gelmiş, yorulmuş adaylara öğleden sonra dayatılması doğru değildir. Bu konuda talep oturumun sabah gerçekleştirilmesidir.

2. Yine Alan Bilgisi Sınavı'nda Pazar Sabah oturumunda gerçekleştirilen ve Alan Bilgisi Adayları'nın neredeyse hiç bir işine yaramayan İstatistik testi seçmeli hale getirilmeli ve çözmek istemeyen aday sınav salonundan çıkabilmelidir. Ayrık kitapçık uygulaması buna fayda sağlamayacaksa lüzumsuz olmuştur. Buna dair düzenleme 2018 KPSS'ye kadar yapılmalıdır.

ÖSYM'nin acilen düzeltmesi gereken uygulamaları basit, kısa bir özet geçmek gerekirse;

1-) Her ilde KPSS Alan Sınavı gerçekleştirilmelidir. Sınavda dinç olması gereken kişiler gözetmenler değil, bir senesini bu sınavlara hazırlanarak geçiren adaylardır. Gözetmenlere verilecek ücretlerin hesap edilmesi şeklinde bir rasyo bunca adayın çektiği sıkıntının hakkaniyetli açıklaması değildir.

2-) Haftalara yayılan sınav oturumları yeniden birleştirilmeli ve tek celsede adaylar sıkıntıdan kurtarılmalıdır.Şayet bu şekilde devam edilecekse de oturumlar yukarıda belirttiğimiz şekilde,adayların taleplerine göre düzenlenmelidir.

3-) Sınav salonuna girişlerdeki abartılı uygulamalar ya kaldırılmalı ya da ÖSYM Bina sorumluları ÜCRETSİZ Emanet mercii olarak hizmet vermelidir. Uygulama koşulları netleştirilmeli ve kolluk güçleri ile gözetmen/sorumlularının keyfiyetine bırakılmamalıdır.

4-) 15 Dakika kala bina kapatılması uygulamasına son verilmelidir. Onca yoldan gelmeye çalışan adayları bir de bunun stresi içerisine atmak, onlara iyilik değil kötülüktür.Koca bir yılın emeğini 15 dakikada yok etmeye kimsenin hakkı yoktur.

5-) Sınav ücretleri Toplumsal Adaleti ve Sosyal Devlet anlayışını tesis edecek düzeye indirilmelidir. Toplumun her kesimi bu masrafları kaldırabilecek gelire sahip değildir. Sosyal devlet anlayışı ve fırsat eşitliği ilkesi gereğince ÖSYM bir firma gibi değil bu ilkeleri haiz bir devlet kurumu bilinciyle hareket etmelidir. 

SORU GÖRÜŞ VE BİLGİ PAYLAŞIMI İÇİN FORUM.TERCİHİNİYAP.NET

Katkılarınız için ilgili FORUM Başlığımız için Tıklayınız

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları