Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi'nde Tehdit ve Mobbing Sesleri

Ülkemizin en büyük Kurumlarından birisi olan Gelir İdaresi Başkanlığı'nda mobbing ve tehdit vakalarının arttığına dair bize iletilen şikayetleri değerlendirdik.

ÖZEL HABER 08.04.2021, 18:45 08.04.2021, 19:33
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi'nde Tehdit ve Mobbing Sesleri

2019 yılında 7176 sayılı Kanun ile Gelir İdaresi Başkanlığı personeline beş senede iki defa olmak üzere düzenlenecek olan Gelir Uzmanlığı Özel Sınavına katılım hakkı tanındı. Bu hakkın 657 sayılı Kanuna ve Gelir Uzmanlığı Yönetmeliğine aykırılığının tartışıldığı bir ortamda Gelir İdaresi Başkanlığı'nda personel arasında cereyan eden ve bizlere iletilen tehdit ve mobbing şikayetleri her gün çoğalmaya başladı.

Ülkemizin en saygın Kurumlarından birisi olan Gelir İdaresi Başkanlığı'nda çalışan ve Kurum içi özel sınavına hazırlanan personellerden bazılarının kurum içi özel sınavını Anayasal haklarını kullanmak suretiyle söz konusu mevzuata aykırılığı yönünden değerlendiren kurum personeline ve kurum personeli olmaya aday olan genç adaylara yönelik olarak mobbing tehdidinde bulunduklarına ve Türk Ceza Kanunu'nda yer alan şantaj suçu tanımına uygun bir biçimde beyanda bulunmaya zorladıklarına dair şikayetler ekseninde detayları haberimizde bulabilirsiniz.

7176 Sayılı Kanun İle Gelen Kurum İçi Özel Uzmanlık Sınavı Nedir? Düzenlemeye Hangi Mevzuatlar Yönünden İtiraz Ediliyor?

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2019 yılında çıkarılan 7176 sayılı Kanuna ilave edilen geçici madde hükmü ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı uhdesinde görevli B grubu personele beş senede yapılacak olan iki sınav ile Gelir Uzmanlığı mesleğine geçiş hakkı tanındı. Tanınan bu hak ile mesleğe normal şartlarda giriş şartları olan, otuz beş yaş koşulu, Hukuk ve İktisadi İdari Bilimler Alanlarından mezun olma koşulu, KPSS A Grubu puanına sahip olma koşulu olmaksızın kurum personeli doğrudan Gelir Uzmanı olarak atanma imkanına sahip kılındı.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunumuzun 3. maddesi açık bir şekilde sınıflandırma ve liyakat ilkelerini düzenlemektedir. Bu ilkeler her sınıfın kendi içerisinde liyakatli bir biçimde yükselmesi imkanını açık tutarken, sınıflar arası geçişe cevaz vermeyen ilkeleri belirlemektedir. Bununla birlikte Gelir Uzmanlığı Yönetmeliği'nin 35. maddesi Gelir Uzmanlığı mesleğine Gelir Uzman Yardımcılığı safhasını geçiren personel dışında atama yapılamayacağını açık bir şekilde hükme bağlamaktadır.

Bu iki hüküm çerçevesinde Gelir Uzmanlığı Özel Sınavına gerek kurum bünyesindeki Yeterlik Sınavlarına Tabi Gelir Uzman Yardımcıları gerekse dışarıda ilan bekleyen ve ülkemizin geleceğinin teminatı olan genç adaylar haklı bir şekilde itiraz etmektedirler. Bu itirazlarını da yine yasal yollardan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine tanıdığı zeminde gerçekleştirmektedirler.

Kanunlara İtiraz ve Hak Aramak Anayasal Bir Haktır

Tüm demokrasilerde yasama organlarının maddi anlamda hatalı kanunla çıkarması olağandır. Buna dayanarak idarelerin de hatalı işlem tesis etmeleri gayet tabiidir. Demokrasinin ruhuna uygun biçimde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde durum şu şekilde ifade edilmektedir;

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

Kurum İçi Özel Sınavına İtiraz Edene Hiyanet Damgası

Anayasamızın düzenlediği en temel yurttaşlık haklarından birisi olan Hak Arama Hürriyeti sözünü ettiğimiz Gelir İdaresi Başkanlığı kurum içi özel sınavı çerçevesinde gerek kurum personelinin gerekse kurum personeli olmaya namzet adayların elinden, yine kurumun personeli olan kimseler tarafından alınmaya çalışılmaktadır. Özellikle anayasal zeminde hakkını arayacak olan kişiler hakkında "terör örgütü, illegal yapılanmalar, vatan hainleri, teröristler..." vb. söylemlerle beyanda bulunduğu iddia edilen kimselerin varlığı gerek hakkını aramaya çalışan söz konusu kişilerin devletimizin kurumlarına olan güvenini gerekse ülkemize olan bağlılıklarını sarsmaya yönelik sonuçlar doğrumaya teşne olması hasebiyle oldukça ciddi bir durumdur.

Söylemler Fiilere Fiiller İfşaya Dönüşüyor

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Yedinci Bölümü'nde Hürriyete Karşı Suçlar düzenlenmektedir. Bu bağlamda Kanunun "Şantaj" başlıklı 107. maddesi şu şekildedir;

"Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur."

Gelir Uzmanlığı Kurum İçi Özel Sınavına katılacak olan bazı kişilerin son dönemde bu sınava itiraz eden ve özellikle idari yargı noktasında hakkını aramaya çalışan, fiiliyata geçecek olmasa dahi fikren kurum içi özel uzmanlık sınavı uygulamasının doğru olduğunu düşünmediğini beyan eden kurum personeline ve mesleğe girmeyi isteyen adaylara yönelik olarak Türk Ceza Kanunu'nda yer alan şantaj suçu tanımına uygun davranışların olduğuna yönelik şikayetler çoğalıyor.
Bazı kurum içi özel sınavına katılma hazırlığı yapan personellerin çeşitli sosyal medya platformlarında bir araya gelerek yayımladıkları duyurularla, kurum personeli olan kişileri ismen ve görev yeri ile ifşa ettikleri, küçük düşürdükleri, yine bu kişileri açık bir şekilde "özür dilemeye, yanlış yaptığını, kendilerine karşı hata ettiğiniz beyan etmeye" zorladıkları, bunu yapmamaları durumunda hayatlarını alt üst etmeye varan tehditlerde bulundukları bize gelen en uç şikayetler arasında.

Şantaj yönüyle Ceza Kanunu'na aykırı olan bu davranış aynı zamanda Anayasal bir suçtur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın sert çekirdek hak yani savaş hallerinde dahi zedelenemeyecek hak olarak 25. maddede düzenlediği düşünce ve kanaat özgürlüğüne dair hüküm şu şekildedir;

"Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."

Gerek Anayasal zeminde gerekse Ceza Mevzuatı zemininde açık bir şekilde işlendiği iddia edilen bu suçların oluşturduğu örneklerin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından araştırılması ve sorumlularının gerekli müeyyidelerle karşılık bulması yönünde inancımız tamdır. Bu şekilde işlenen ve sert çekirdek hakkı zedeleyen, şantaj suçunu oluşturan davranışların varlığı aynı zamanda mobbing suçunun da alt yapısını oluşturmaktadır ve konunun bu yönüyle de değerlendirilmesi elzemdir.

Kurumda Çalışmak İsteyen Genç Adaylar Mobbing Tehdidi İle Kurumdan Soğutuluyor

Gelir İdaresi Başkanlığı'nda Gelir Uzman Yardımcısı olarak çalışmak isteyen binlerce genç aday bulunmakta. Bu adaylar mesleğin gerektirdiği tüm koşulları sağlamakta ve sınavlara başvurmakta. Söz konusu adaylar özellikle kendileri için verilecek ilanların sekteye uğraması ve kendi geçtikleri şartlar aranmaksızın mesleğe giriş imkanı tanınması yönünden kurum içi özel uzmanlık sınavlarına karşı çıkmaktadırlar. Buna yönelik düşüncelerini beyan eden adaylara karşı yine yukarıda sözünü ettiğimiz kurum içi özel sınavına katılacak kimi personellerin adayların Gelir Uzman Yardımcısı olarak onların bulundukları Vergi Dairelerine atanmaları durumunda onlara "temizlik yaptırmak, ayak işlerine yollamak, iş öğretmemek, paspas çektirmek, yapabileceğinin çok üzerinde iş yüklemek" vb. mobbing tehditlerinde bulundukları yine bize gelen şikayetler arasında yer almaktadır.

Ülkemizin kamu gelirleri bağlamında en önemli ve en büyük Kurumu olan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın devletine hizmet etmek için emek vermiş, puan almış, hazırlık yapmış adaylara yönelik gerçekleşen bu durumları da araştırarak mobbing tehdidinde bulunan personellerin tespiti ile gerekli müeyyideleri hayata geçireceğine inanıyoruz.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu: Hiçkimse İş Arkadaşını Tehdit Edemez - Küçük Düşüremez

657 sayılı Devlet Memurları Kanunumuzun Disiplin Cezalarını düzenleyen 125. maddesinin "Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasını Gerektiren Fiil ve Haller" hükmü altında düzenlenen ve sözünü ettiğimiz durumlarla doğrudan örtüşen d ve l alt bendleri şu şekildedir;

d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,

l) Amirine ve maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek.

Her iki hüküm de yukarıda ifade etitğimiz üzere adli vaka olarak değerlendirilecek haller dışında kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiler ve hareketler olarak kolaylıkla değerlendirilebilir.

Kurumsal Huzur ve Kuruma Olan Güvenin Korunması

Ülkemizin en geniş teşkilatlanma ağlarından birisine sahip, en büyük Kurumlarından birisi durumunda olan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın, bağlı olduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın; devleti için çalışan ve çalışmaya aday olan onlarca kişinin, devlet memurluğu görevinde bulunan ve bu vakardan oldukça uzak bir şekilde yukarıda belirttiğimiz fiileri gerçekleştirdiği iddia edilen kişilerce sindirilmesine, ezilmesine ve yine kurumun geleceğini korumak adına haklarını aramaya çalışan personel ve adayların bu hürriyetlerinin ellerinden alınmasına, aynı kişilerin aleni bir biçimde kişilik haklarının ihlal edilmesine, şeref ve onurlarının zedelenmesine müsade etmeyeceğinden en ufak bir şüphemiz bulunmamaktadır. Aynı zamanda oldukça saygın ve müstesna bir konumda bulunan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın itibarını da zedeleyen bu gibi davranışların ve fiillerin Kurumun kıymetli bürokratlarınca görmezden gelinmeyeceğinden eminiz.

Özellikle yıllardan beri devletin her kurumunun ve her personelinin milletin hizmetinde olduğunu her fırsatta vurgulayan, buna uygun gerek yasal gerekse fiili altyapıyı oluşturacak adımları atan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın bu tip davranışlara katiyen musamaha göstermeyeceğinden eminiz. En kısa sürede bu iddiaların derinlemesine araştırılmasına ve çözüme kavuşturulmasına yönelik talebimizi büyük bir inançla tüm adaylar ve mağdur edilen kişiler adına arz ederiz.

Önemli Not: Söz konusu iddiaların asla tarafı olmayan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na, Kanunlara, kişilik haklarına saygılı olan tüm kurum personelini kati bir çizgi ile ayırıyor, açık bir şekilde tenzih ediyor ve onları tüm bu iddiaların dışında tutuyoruz.

Söz konusu iddialar hakkında fikirlerinizi beyan etmek ve sorularınızı sormak için FORUM sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Yorumlar (7)
Isimsiz memur 7 ay önce
Hayatimda gördüğüm en saçma itham olmuş. Herhangi bir kurumda çalışan 657 ye tabi bir memur başka bir memur hakkında "şantaj" yapacak bunu da "hayatinin altini ustunu getirmekle" tehdit ederek yapacak? Şaka misiniz pardon? Kanunla çıkmış bir sinav var. Gidersiniz dava açarsınız falan filan. 20 000 personel bu yolla uzman oldu. Bekleyen 5000 kadar var. Diyanette sgk da hastaneler birliği gibi kurumlarda tonla personel uzman yapıldı hiçbirine ses çıkmadı da bu kalan 5000 personelin günahı nedir arkadaşlar. Yok aldığımız maaşlar haram zehir zıkkım olsun muş o unvan bize harammış ne bu yahu. Kurumda yükselme yolu yok. 12 yıldır kurumdayım şeflik sınavı açılmadı. Kuruma üniversite mezunu olarak girdik. Madem uzmanlık sınavı bize haram şeflik ya da mudur muavinliği sınavına girmeye hak tanıyın. Her şey yapılır ama hukuk çerçevesinde yapılır. Yan masanda çalışan mesai arkadaşına maaşın haram olsun o unvan senin harcın değil çocuğundan çocuğundan çıksın gibi ithamlar ile davranan insanların hiç mi suçu yok? Yeter artık lanet olsun ne uzmanlikmis yahu. Allaha havale ediyorum artık. Yazıklar olsun.
Atanamayan iibfli 7 ay önce
Senelerce emek döken gencler hakkini arayacak tabi yaziyor yikbetmelikte de uzman yard olmadan uzman olmazsiniz bunca genc kpss kurum sinavi mulakat sürecinden gecerken ve senelerce elenirken mulakattan siz bur surecin be kadar cilesini çektiniz . Esit ise esit ucret istiyorsanız is tanimizi değiştirsinler uzmana uzman olmanin hakkini versinler
Sergen 7 ay önce
Yalan ve abartı değil mi bende bir İİBF li olarak olaya şahit oldum bizim içimizden bir çok kişi kuruma ve kişilere hakaret etti.Bidzi
Recoba 7 ay önce
Sizi takip eden, ve haberlerinizi okuyanlarda anca Atanamayanlar.. çalışıp atansinlar.. gevezelik yapmasınlar..
Kurumiçi haksızlıktır 7 ay önce
@Recoba Madem atanamayanlar bu siteyi takip ediyormuş o zaman senin burda ne işin var?
Bizim atanamamamızın sebebi ders çalışmamak değil, çok şükür 90 lı puanlarla mülakatı beklemekteyiz, sizin zamanınızda her sene bazen senede 2 defa gelen alımların 3-4yıldır gelmemesi ve 3 yıl sonra gelen kadronun da bin olması, neler çektiğimizi ve bu kadrolar için ne kadar çalışıp beklediğimizi bir biz biliriz bir de Allah, bundan bihabersiniz. Akıldan yoksun olmayan biri isen anlarsın. Ha bi de ona gevezelik denmez hak arama denir. Madem uzman maaşı istiyorsunuz. Öyleyse onun hakkı kpss A dan emek verip puan almaktan geçer. Memurluğa B kadrodan atanıp yıllar sonra özel sınavla uzman yapılacak. Biz de uzman olucaz diye lisans bitsin 1 sene 2 sene oturup günlük 7-8 saat ders çalışalım. Sınavı geçtin bu sefer mülakatı var. Orda da işler yolunda giderse en son atanmayı bekle oldu mu sana süreç en az 2 sene gabi ilan gelirse. Ama beyefendiler direkt memurken uyduruktan bir sınavla uzman yapılacak ohh ne güzel hayat. Bu yeni bir olay değil daha önce de yapıldı ama bu konuda şimdi hak aramak için açılan dava bu mevzuda geç kalınmış değildir. Kpss A ya Gir, hukuk, iktisat, maliye, muhasebe çöz, 40 da 25-30 üstü yap, +gy/gk çöz al puanını Gir kurum sınavına orda aynı dersleri çöz, sınava giren adayları ele, kontenjanın 2 katı aday başarı sıralamasıyla mülakata gir, nihayetinde mülakattanda geçip adayların yarısını ele, elek gibi elendikten sonra o kadroyu hak et asil listeden gir. o zaman bu kadro sana helali hoş olsun. Bu yollardan geçmeden memurluktan uzmanlığa geçiş bir kere kökten abeste iştigal, anayasaya aykırı, mesleki yeterliliğe aykırı.
Adaylar hakkını aradığı zamanda yok neymiş diğer kurumlarda yapıyormuş niye sadece bize ses çıkarıyorsunuzmuş, ee bu durum daha vahim. Kurumiçi memurluktan uzmanlığa kpss puanı olmadan veya aynı alan sınavına tabi tutulmadan uzmanlığa geçiş olmamalı, UZMANLIĞIN KRİTERLERİ MEVZUATTA NE İSE HERKES O ŞARTLARI SAĞLAMALI, ANAYASA, KANUN VE LİYAKAT GEREĞİ AYNI YOLDAN GEÇMELİ. UMARIM hak arayanların hakkı verilir ve adaletli bir çözüme ulaşılır. Umarım.
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
15
açık