İİBF Mezunlarının KPSS A ve B Grubu Sorunları ve Çözüm Önerileri

Üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler, Siyasal Bilgiler, İşletme ve İktisat Fakültelerinden mezun olan adayların KPSS A ve B grubu sorunları ve çözümleri.

ÖZEL HABER 21.03.2021, 15:37 21.03.2021, 16:38
İİBF Mezunlarının KPSS A ve B Grubu Sorunları ve Çözüm Önerileri

Ülkemizde yer alan üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF), Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF), İşletme ve İktisat Fakültesi bölümlerinden mezun olan adayların yıllar içerisinde birikerek çoğalan ve gittikçe çözümsüz ve içinde çıkılmaz bir hal alan çok sayıda sorunu bulunmaktadır. Yazımızda bu sorunların tarafı olan adayları kısaca İİBF Mezunları olarak nitelendirecek ve sorunlar ile çözüm yollarına sırasıyla haberimizde değineceğiz.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Nedir? Hangi Bölümleri İhtiva Etmektedir?

Ülkemizde bulunan hemen her üniversitenin ilk kurulan fakültesi olan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile yukarıda sıraladığımız bu fakülteye denk diğer fakülteler, İktisat (Ekonomi), Maliye, İşletme, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Uluslararası Ticaret, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Ekonometri ve bunlara denk sayılan diğer bölümlerden meydana gelmektedir.

En ön haliyle ülkemizde başta kamu kurum ve kuruluşlarında yer alan genel idare hizmetleri kapsamındaki A Grubu kariyer mesleklere ve B Grubu memurluklarına yönelik insan yetiştiren, özel sektör için de yine idari kapsamda yer alan görevleri hakkıyla yerine getirebilecek mezunlar veren fakülteler İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleridir.

Türkiye’de Kaç Tane İİBF Mezunu Var?

Ülkemizde toplam yarım milyonun üzerinde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden mezun olmuş kişi bulunmaktadır. Bu yarım milyon kişinin çok ciddi bir kısmını ise genç mezunlar oluşturmaktadır.

Bu adayların büyük bir çoğunluğu İİBF tercihini kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmak için yaparken, mezun olduktan sonra karşılaşılan birçok sorun adayları bu hayallerinden vazgeçmeye zorlamaktadır.

2020 yılında gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı A Grubu oturumlarına katılan İİBF mezunu sayısı yaklaşık 65 bin kişidir. Bu katılıma karşılık gelen kadro sayısı ise azami 5000 dolaylarında olmaktadır ki bu geriye kalan en az 60 bin kişinin işsizlik sorununun devam etmesi anlamına gelmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2021 yılı Ocak ayı işgücü istatistiklerinde öne çıkan %30.1’lik genç işsizlik oranında İİBF mezunu işsizlerin payı yadsınamayacak düzeydedir.

İİBF Mezunlarının Sorunları Nelerdir?

Türkiye’de 500 bin dolayında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi yani İİBF Mezunu vardır. Genç işsizliğin %30’u bulduğu ülkemizde bu oranın ciddi bir kısmını İİBF Mezunları oluşturmaktadır. İİBF Mezunlarının sorunlarını 6 ana manşette bir araya getirebiliriz;

  • Kurum İçi Özel Uzmanlık Sınavlarıyla Kurumların Personeline Verilen Kadrolar İİBF Mezunlarının Hakkıdır
  • Yarım Milyon İİBF Mezunu Daha Yüksek Sayılı ve Planlı Alımlar Beklemektedir
  • 4001 Uygulaması Kaldırılmalı, Genel İdare Hizmeti Kadroları İİBF Mezunlarına Verilmelidir
  • Kamu Personel Alımlarında 35 Yaş Sınırı Kaldırılmalıdır
  • Açıköğretim Fakültelerinin İİBF Bölümleri Kapatılmalıdır
  • KPSS ve Kurum Sınavlarından Alınan Puanlar Yeterli Görülmeli, Mülakatlar Kaldırılmalıdır
  • Özel Sektör Regüle Edilmelidir

Şimdi İİBF Mezunlarının sorunlarından ve çözüm önerilerinden söz edeceğiz;

1) İİBF Mezunlarının Alımlarının Kurum İçi Özel Uzmanlık Sınavlarıyla Kurum Personeline Kaydırılması

Kurum içi yükselme yoluyla Uzman olmak isteyenlerin sığındıkları yegâne argüman olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kariyer” hükümlerine bir bakalım. Devlet Memurları Kanunu’nun Temel İlkeler başlıklı 3. Maddesinde Kariyer ilkesi yer almaktadır. Ancak aynı madde içerisinde Kariyer ilkesinin ayrılmaz parçaları olan Liyakat ve Sınıflandırma hükümleri de tanımlanmıştır. İlgili maddede;

  • Sınıflandırma; "Devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır.”
  • Liyakat; “Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.”
  • Kariyer; “Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır.”

şeklinde tanımlanmıştır.

Söz konusu Kanun hükmünde Sınıflandırma ilkesi ile kamu personel rejimimizdeki en temel ayrımın sınırlarına işaret edilmektedir. Yani A Grubu ve B Grubu mesleklerin görevlerinin gerektirdiği niteliklere göre net bir biçimde ayrımı söz konusudur.

İkinci ilke olan Liyakat ilkesi ise kamu görevlerine girmeyi, bu görevlerde ilerlemeyi her sınıfın kendi içerisindeki liyakat durumuna göre değerlendirmektedir.

Sınıflandırma ve Liyakat ilkeleri ile bir arada değerlendirdiğimizde ise Kariyer ilkesi net bir şekilde her kamu personelinin kendi sınıfı içerisinde, bilgi ve yetişme şartlarına uygun olarak yükselme olanaklarını ifade etmektedir.

Bu bağlamda kamu kurumlarında yer alan A Grubu kariyer meslekler olan Uzmanlık, Müfettişlik, Denetmenlik vb. mesleklere girişte adayların KPSS A Grubu oturumlarında yeterli puanları almaları, uygun mezuniyet alanlarından olmaları, Kurumların KPSS A Grubu puan türleri ile başvuru alarak yapmış olduğu yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olmaları ve mesleklere yardımcı unvanı ile girmeleri gerektiği, yükselmenin A Grubu mesleklerin kendisi içerisinde gerçekleştirilmesinin gerektiği açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Kurumların diğer sınıflarında görev yapan personelin, yine o sınıf içerisinde yükselme sınavları ile şeflik, amirlik vb. kadrolara geçişinin mümkün olduğu ancak A Grubu kadrolara kurum içi özel sınavlarla girmelerinin Devlet Memurları Kanunu’nun ilkelerine açıkça aykırı olduğu net bir şekilde görülmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında A Grubu olarak nitelendirdiğimiz kadrolara giriş şartları Kurumların personel mevzuatları ile bellidir. Örneğin Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir Uzmanlığı Yönetmeliği’nin 35. maddesi şu şekildedir;

“Uzman yardımcılığı safhası geçirilmeden uzman kadrosuna meslek dışından atama yapılamaz.”

Uzman Yardımcılığı’na giriş şartları KPSS A Grubu sınavı, Kurum yazılı sınavı ve Mülakatlarda başarılı olmaktır. Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda bulunan Gelir Uzmanlığı ve Defterdarlık Uzmanlığı mesleklerine Kurum içi özel yükselme sınavı ile ilk etapta 3000 kişi olmak üzere binlerce uzman ataması yapılacaktır. İİBF Mezunlarından alınacak olan Uzman Yardımcısı sayısı ise yalnızca 1300’dür. Bu haksız uygulama İİBF Mezunlarının atanması önünde ciddi bir engeldir.

Bunu somut olarak görmek adına Gelir Uzman Yardımcılığı mesleği özelinde kurum için özel uzmanlık sınavının yapıldığı dönemlerde açıktan Uzman Yardımcısı alımlarının nasıl şekillendiğini aşağıda yer alan tabloda inceleyebilirsiniz;

Dönem

Kurum İçi Özel Uzmanlık Sınavı Alım Sayısı

Açıktan Gelir Uzman Yardımcılığı Alım Sayısı

2010 5900 kişi 928 kişi
2012 3000 kişi 1000 kişi
2020 1500 kişi

1000 kişi


Normal şartlar altında 1500 ilâ 2000 kişilik gerçekleştirilen ve her dönem yüksek oranda ihtiyacın hasıl olduğu Gelir Uzman Yardımcılığı alımlarının kurum içi özel uzmanlık sınavı yapıldığı dönemlerde gözle görülür biçimde azaldığı net bir biçimde görülmektedir.

2) Kamu Kurumlarının Personel Alımlarındaki Sayı Azlığı ve Takvim Belirsizliği

Kamu kurum ve kuruluşlarına her yıl, belirli olmayan bir takvim içerisinde İİBF mezunlarını kapsayan çok az sayıda alım yapılmaktadır. Her yıl geride kalan iki KPSS oturumunda puan almış ortalama 100 bin adayın A Grubu Uzmanlık, Müfettişlik, Denetmenlik vb. alımlarını beklediği, ortalama 200 bin adayın ise B Grubu Genel İdare Hizmetleri memurluklarını beklediği bu ortamda yıl içerisinde İİBF mezunları için verilen ilanın içerdiği alım sayısı ortalama 5 ilâ 8 bin arasında kalmaktadır. Her yıl öğretmenlere için verilen ortalama 50 bin kişilik ilanların yanında İİBF Mezunlarının durumu çok daha ciddi bir sosyal problemdir ve bu problem yıl yıl büyümektedir.

Ayrıca İİBF Mezunları için alımlar, adayların herhangi bir plan yapmasına elvermeyecek kadar ani yapılmakta, yıl içerisinde herhangi bir rutine, plana tabi tutulmaksızın gerçekleştirilmektedir. Alımların sonuçlanması ve yeniden alıma çıkılması da aynı oranda plansız olduğundan İİBF Mezunlarını kapsayan bir alım ortalama iki senede yalnızca bir defa yapılabilmektedir.

Bu noktada Cumhurbaşkanlığımızın Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve İnsan Kaynakları Ofisi eliyle öncü olduğu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi ÖSYM’nin ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’nün paydaş olarak yer aldığı bir projelendirme ile süreç rahatlıkla düzen içerisinde yürütülebilecektir.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarına dair bildirimleri ile o takvim yılı için alım yapmayı planladığı A Grubu ve B Grubu kadrolara dair bildirimleri de kabul edilerek süreç başlatılabilir. Bu bildirim Kurumların alım yapacakları kadro unvanını, alım şartlarını, alım şeklini ve alım sayısını içerecek şekilde dijital bir sistem üzerinden bir havuzda toplanabilir. Burada toplanan alımlara dair duyuru KPSS takvimi baz alınarak Eylül ayı sonuna kadar İnsan Kaynakları Ofisi ve Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından yapılabilir. Böylece adaylar o yıl içerisinde hangi alımlara hazırlık yapmaları gerektiğini bilecektir. Kurumlar tüm bu takvimin oluşturulmasında ÖSYM’nin KPSS ve merkezi atama takvimini de dikkate alarak hareket edebilmek adına ÖSYM ile de eşgüdüm içerisinde hareket edebilir.

3) KPSS B Grubunda 4001 Atamaları

4001 atamaları, tüm lisans (fakülte) mezunu adayların kamu kurumlarındaki memurluk kadrolarını tercih edebilmesi anlamına gelen ÖSYM nitelik kodudur. İİBF, özü ve ruhu itibariyle kamu kurumlarındaki her tür idari ve büro iş ve işlemini gerçekleştirecek adaylar yetiştirirken, bu kadrolara her türlü alandan mezun adayın girişine imkan veren 4001 kodunun varlığı İİBF Mezunlarının atanması konusunda çok ciddi bir engeldir. Bu kadrolara 4001 kontenjanıyla giren İİBF Mezunu olmayan adanlar kısa sürede kendi alanlarında çalışmak üzere ayrılmakta, kadroları atama esnasında boşuna işgal etmektedirler.

Bu noktada yapılabilecek en temel şey 4001 nitelik koduna sahip, tüm lisans mezunu adayların tercihine açık kadroların terk edilmesi, her alana mezuniyet durumuna uygun şekilde kadroların dağıtılmasının sağlanması ve bu dağıtım yapılırken genel idare hizmetleri içerisindeki kadroların yalnızca İİBF Mezunlarına bırakılmasıdır.

4) Kamu Kurumlarına Girişte 35 Yaş Sınırı

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 40. Maddesinde kamu kurum ve kuruluşlarına atanmak için adayların sağlamaları gereken yaş şartı ile ilgili;

“Mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle alınan ve 36 ncı maddenin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan kadrolara atanmak amacıyla kurumlarca yapılacak olan özel yarışma sınavlarına başvurularda üst yaş sınırı; özel mevzuatında yer alan yaş şartına ilişkin hükümlere bağlı kalınmaksızın giriş sınavının yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak şeklinde uygulanır”

hükmü yer almaktadır.

Bu bağlamda Devlet Memurları Kanunu’nun ağırlıklı olarak İİBF mezunlarının girdikleri KPSS A Grubu kariyer mesleklere alım yapan kurumlar ve kendi sınavını yaparak B Grubu personel alımı yapan kimi kurumlar sınava başvuruda adayların 35 yaşlarını tamamlamamış olmalarını şart olarak sunmaktadır. Bu şart Belediyeler, Ajanslar vb. kurumlarda ise 30’a kadar düşürülebilmektedir.

İşe girme sürelerinin en az 3 – 4 seneye yayıldığı ve emeklilik yaşının 65 olduğu ülkemiz şartlarında 35 yaş şartı toplumsal gerçeklikten oldukça uzaktır ve İİBF Mezunlarının atanabilmesi noktasında bir diğer ciddi engeldir. Devlet Memurları Kanunu’nun söz konusu maddesinin değiştirilmesi ya da ilgası ile mevzuat hayatın olağan akışı ve ülkemiz gerçekleri ile daha uyumlu bir hale getirilmeli, memurluğa girişte yaş şartı ya esnetilmeli ya da tamamen kaldırılmalıdır.

5) Açıköğretim Fakülteleri ve İİBF Kontenjanları

İİBF Mezun sayısı söz ettiğimiz üzere yarım milyonu aşmış durumdadır. Bu sayının bu denli yükselmesinde üniversitelerin Açıköğretim Fakültelerinde İİBF bölümleri seçeneğinin de bulunması önemli derecede pay sahibidir. Mezun sayısı milyona erişmeden Açıköğretim Fakültelerinin İİBF ve dengi fakülteleri bölümlerinin derhal kapatılması gerekmektedir. Bununla birlikte üniversitelerin İİBF bölümlerinin kontenjanları en kısa sürede azaltılmalı ve tıpkı Hukuk fakültelerine girişte olduğu gibi belirli bir YKS başarı sıralamasının altında olan adayların girişinin önüne geçilmelidir. Aksi halde çok sürmeden İİBF mezunu sayısı bir milyona ulaşacak ve çok ciddi bir işsizlik krizi ve sosyal buhranın kapısı aralanmış olacaktır.

6) Mülakatla Atanma Zorunluluğu

İİBF Mezunu adayların başvuru yapabildikleri A Grubu ve B Grubu kadroların hemen hepsinde kurum sınavlarından ya da KPSS puanı ile başvurudan sonra sözlü mülakatlar yapılmaktadır. Bu mülakatlar ciddi oranda şeffaflıktan uzak ve liyakatin birinci öncelik olmaktan uzaklaşıldığı bir sistem haline gelmiştir. KPSS’de başarılı olan, Kurum yazılı sınavını başarı ile geçen İİBF Mezunları sahada kazandıkları sınavı mülakat ile adeta masada kaybetmektedirler.

Buna çözüm olarak getirilebilecek çok basit bir uygulama bulunmaktadır. Ya adayların KPSS ya da yazılı sınav puanlarının en fazla 5 puan fazlası ya da en fazla 5 puan eksiği adaylara mülakat başarı puanı olarak verilebilmelidir. Aksi halde sözlü mülakatların güvenilirliği ile devletimize ve kurumlarına olan güven zedelenmeye devam edecek, adaletsiz bir biçimde elendiğini düşünen binlerce genç yani beşeri sermayemiz onlardan faydalanabileceğimiz alanlardan çok uzak noktalarda çalışma hayatına dahil olacaktır. Bu ise bir anlamda gizli bir işsizlik, kapasitenin eksik kullanımı noktasında uzun vadede ülkemize zarar verecektir.

7) Özel Sektörün Adaylara Bakış Açısı

Ülkemizde çalışma hayatı 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenmektedir. Ancak bu kanunun hükümleri oldukça genel çerçevede ve özellikle beyaz yakalı ve mavi yakalı ayrımını gözetmeksizin çalışma hayatını düzenlemektedir. Bu noktada çalışma hayatında beyaz yakalı olarak yer almak üzere okumuş ve mezun olmuş olan İİBF’li adayların talip oldukları mesleklere başvuru süreçlerinde, meslek yaşamında karşılaşılabilecek güçlüklerde ne gibi yaptırımların ve hakların olacağına dair net düzenlemeleri içeren bir mevzuat çalışması yapılmalıdır.

Örneğin iş deneyimi şartının belirli bir sınıra çekilmesi, genç adaylara özel istihdam bürolarından da faydalanılarak etkin iş bulma imkanlarının sunulması, yapılan işlerin standardına ve gerektirdiği becerilere bakılarak sektörel asgari ücret uygulamasına geçilmesi gibi tedbirler ile başta İİBF mezunu adayların özel sektörde ezilmesi önlenebilir ve etkin bir işgücü piyasası zemini oluşturulabilir.

Böylelikle özel sektörde de becerilerini sergileyebilecek olan adaylar KPSS sürecinden, gerçekten verimli olabilecekleri özel sektör iş süreçlerine kayacaktır. Bu hem KPSS aday sayısındaki yığılmanın hem de genç işsizliğin önüne geçecektir. Devletimizin yapacağı bu gibi bir uygulama serbest piyasaya bir müdahalesi değil, devletin regülasyon yetkisinin bir tezahürü olacaktır.

İİBF Mezunlarının sorunlarına ve çözüm önerilerine dair yorum ve katkılarınız için FORUM sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. 

Yorumlar (0)
16
parçalı bulutlu