Kurum İçi Özel Sınavla Uzman Alımı Yapılmasının Sakıncaları Nelerdir?

Başta Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından uygulanan Kurum İçi Özel Yükselme Sınavları ile Uzman olunmasının sakıncaları nelerdir?

ÖZEL HABER 25.03.2021, 21:21 25.03.2021, 23:47
Kurum İçi Özel Sınavla Uzman Alımı Yapılmasının Sakıncaları Nelerdir?

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yıllar sonra yeniden başlattığı ve diğer Kurumlarda da hayata geçirilmesi için büyük çaba sarfedilen kurum içi sınav ile kariyer mesleklere geçiş uygulamasının sakıncaları nelerdir? Kurum içi yükselme ile uzmanlık uygulaması nedir? Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı uygulaması neden yanlıştır? Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı uygulamasının ilanlara etkileri nelerdir? Hepsini çalışmamızda sizler için değerlendirdik.

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı Nedir? Nasıl Uygulanmaktadır?

Kamu kurumlarında A Grubu ve B Grubu olmak üzere temelde iki tip meslek bulunmaktadır. Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı uygulaması kamu kurum ve kuruluşlarının B Grubu kadrolarından A Grubu kadrolarına geçişi öngören uygulamadır. Kamu kurumlarında yer alan B Grubu mesleklere giriş usulleri ile A Grubu kariyer mesleklere giriş usulleri birbirinden tamamen farklı iken tek bir sınav ile bu geçişin mümkün olması elbette akıllarda soru işaretleri oluşmasına yol açıyor. Bu soru işaretlerini tek tek çalışmamızda yanıtlamaya, bunlara açıklık getirmeye, Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavının olumsuz etkilerine ve neden yanlış bir uygulama olduğuna çalışmamızda değineceğiz.

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı Uygulamasının Dayanağı Nedir?

2021 yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilecek olan Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavına 12 Haziran 2019 tarihinde yayımlanan 7176 sayılı Kanunda yer verildi. Söz konusu kanunda bulunan Geçici Madde 1'de Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı şu şekilde yer aldı;

"Geçici Madde 1 - Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı kadrolarında bulunan ve sınav tarihi itibarıyla en az üç yıl görev yapan, uyarma ve kınama hariç son üç yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan, Defterdarlık Uzmanı ve Gelir Uzmanı olabilmek için yaş ve öğrenim alanı şartları hariç mevzuatında öngörülen diğer şartları taşıyan personelden; usul ve esasları Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenerek kadrolarında bulundukları Kurum tarafından bu maddenin yayımı tarihinden itibaren, beş yıl içinde iki defa yapılacak sınavda başarılı olanlar, kurumlarında Defterdarlık Uzmanı ve Gelir Uzmanı kadrolarına atanırlar."

Bu hükme göre sözü geçen kurumlarda 3 yıl görev yapmış B kadro mensubu kişiler, beş senede iki defa kendilerine özel olarak açılacak olan Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavına katılabilecekler. Bu sınavlara katılmak için İİBF, İstatistik, Hukuk vb. alanlardan mezun olmaları da gerekmeyecek.

Bu kanunun yansıması olan ilk ilanı kısa süre evvel hep birlikte idrak ettik. Söz konusu ilanlarda 1500 tanesi Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde Gelir Uzmanı olarak, yine 1500 tanesi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı teşkilatı bünyesinde Defterdarlık Uzmanı olarak istihdam edilmek üzere Kurumların personelleri için Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı düzenleneceği duyuruldu.

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavının Dayanakları Neler?

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavına katılmayı isteyen ve bunun bir hak olduğunu iddia eden kurum mensupları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yer alan kariyer ilkesine dayanmaktadırlar. Ancak Kanunlar usul itibariyle maddelerin kendi içerisinde düzenledikleri tüm esaslarla birlikte ele alınmalıdırlar. Aksi halde yapılacak olan değerlendirme diğer hükümlerle çelişkiye yol açacağı gibi, bundan varılan sonuçla yapılacak tatbikat büyük adaletsizliklerin kapısını aralayacaktır.

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı uygulaması da tam olarak böyle bir netice doğurmaktadır. Kanunda yer alan kariyer ilkesini tek başına yorumlamanın yol açtığı bu durumun olması gereken şeklini kısaca şu şekilde izah edebiliriz;

Kurum içi yükselme yoluyla Uzman olmak isteyenlerin sığındıkları yegâne argüman olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kariyer” hükümlerine bir bakalım. Devlet Memurları Kanunu’nun Temel İlkeler başlıklı 3. Maddesinde Kariyer ilkesi yer almaktadır. Ancak aynı madde içerisinde Kariyer ilkesinin ayrılmaz parçaları olan Liyakat ve Sınıflandırma hükümleri de tanımlanmıştır. İlgili maddede;

  • Sınıflandırma; "Devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır.”
  • Liyakat; “Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.”
  • Kariyer; “Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır.”

şeklinde tanımlanmıştır.

Söz konusu Kanun hükmünde Sınıflandırma ilkesi ile kamu personel rejimimizdeki en temel ayrımın sınırlarına işaret edilmektedir. Yani A Grubu ve B Grubu mesleklerin görevlerinin gerektirdiği niteliklere göre net bir biçimde ayrımı söz konusudur.

İkinci ilke olan Liyakat ilkesi ise kamu görevlerine girmeyi, bu görevlerde ilerlemeyi her sınıfın kendi içerisindeki liyakat durumuna göre değerlendirmektedir.

Sınıflandırma ve Liyakat ilkeleri ile bir arada değerlendirdiğimizde ise Kariyer ilkesi net bir şekilde her kamu personelinin kendi sınıfı içerisinde, bilgi ve yetişme şartlarına uygun olarak yükselme olanaklarını ifade etmektedir.

Bu bağlamda kamu kurumlarında yer alan A Grubu kariyer meslekler olan Uzmanlık, Müfettişlik, Denetmenlik vb. mesleklere girişte adayların KPSS A Grubu oturumlarında yeterli puanları almaları, uygun mezuniyet alanlarından olmaları, Kurumların KPSS A Grubu puan türleri ile başvuru alarak yapmış olduğu yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olmaları ve mesleklere yardımcı unvanı ile girmeleri gerektiği, yükselmenin A Grubu mesleklerin kendisi içerisinde gerçekleştirilmesinin gerektiği açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Kurumların diğer sınıflarında görev yapan personelin, yine o sınıf içerisinde yükselme sınavları ile şeflik, amirlik vb. kadrolara geçişinin mümkün olduğu ancak A Grubu kadrolara kurum içi özel sınavlarla girmelerinin Devlet Memurları Kanunu’nun ilkelerine açıkça aykırı olduğu net bir şekilde görülmektedir.

657 sayılı DMK'nın 3. maddesinde yer alan bu hükümlere istinaden hemen hemen her kamu kurumunda yer alan bir yükselme imkanı zaten vakidir. Bu görevde yükselme sistemi ile B grubu kadroların kendi içerisinde yükselme imkanı personele tanınmıştır. Ayrıca A grubu meslek mensupları da yardımcılık, uzmanlık, baş uzmanlık gibi bir silsile ile bu maddenin hükümlerine uygun bir biçimde yükselmektedirler.

Kısacası Kanunun maddesi A Grubu meslek mensuplarının kendi alanlarında, B Grubu meslek mensuplarının da yine kendi alanlarında yükselmesi noktasında cevaz vermekte, aksi bir uygulamayı haklı hale getirmemektedir.

2021 Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı Kapsamında gerçekleştirilecek olan Gelir Uzmanlığı Özel Sınavı Kanuna aykırı olduğu kadar mesleğin kendi yönetmeliğine de açık bir şekilde aykırıdır. Gelir Uzmanlığı Yönetmeliği otuz beşinci madde şu şekildedir;

“Uzman yardımcılığı safhası geçirilmeden uzman kadrosuna meslek dışından atama yapılamaz.”

Yönetmelik Devlet Memurları Kanunu ile bir ahenk içerisindedir ve A Grubu meslek mensuplarının kendi grupları içerisinde yükselişini mümkün hale getirirken, bu alana başka bir sınıftan atama yapılmasını açık bir dille reddetmektedir. Yönetmelik Devlet Memurları Kanunu'nun 3. maddesinde sözü edilen liyakat ve sınıflandırma ilkelerinin ruhunu yansıtmakta ve doğru uygulamaya yön vermektedir.

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavının Sakıncaları Nelerdir? Alımlara Etkileri Nasıldır? Mesleki Huzura Etkileri Neler Olacaktır?

Kamu kurumlarında yer alan A Grubu kariyer mesleklere girmek isteyen adaylar KPSS A Grubu oturumuna katılmakta ve bu oturumda 9 ayrı alan dersinden, Genel Yetenek ve Genel Kültür alanlarında yer alan derslerden başarılı olarak yüksek puanlar elde edebilmektedirler. Adaylar elde etmiş oldukları bu puanlarla kurumların A Grubu kariyer meslekler için açmış oldukları yazılı ve sözlü sınavlara başvuru hakkı elde etmektedirler. Yani adayların başarılı bir şekilde geride bırakmaları gereken ve özellikle alan bilgisinin merkezde olduğu üç ciddi aşama söz konusudur. Bu aşamaları başarıyla geride bırakmayan adayların A grubu mesleklere dışarıdan atanmaları hiçbir şartta mümkün değilken, bu kadrolara sırf bir kurumun mensubiyetine sığınarak atanmayı talep etmek verilmiş onca emeği, elde edilmiş başarıları hiçe saymak anlamına gelmektedir.

Bu şekilde mesleklere gelen adayların tabi oldukları mesleklere kurum içerisinden, özellikle aynı öğrenim ve başarı düzeyi gözetilmeksizin yapılacak olan atamaların kurumlara en büyük zararı elbette kurumsallığın yitirilmesi ve mesleki huzurun kaybolması olacaktır. Kurumsal kimlik personel uyum ve bütünlüğü ile sağlanabilir. En temel insan kaynakları ve beşeri bilim araştırmalarının ortaya koyduğu bu uyumun kaybolduğu noktada özelde mesleki huzurun da ortadan kalkması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü bir kesim ciddi bir uğraş ve emekle aynı noktaya gelmişken, çok daha hafif şartlarla aynı konuma, hatta yardımcı olarak değil uzman olarak daha üst bir mertebeye getirilen kişilerin varlığı aidiyet hissini zedeleyecektir.

Kamu yönetimimizin ve personel rejimimizin verimlilik sorunu yaşamaması adına bu uygulamalardan en kısa sürede geri dönülmesi, çıkarılan kanunların ilga edilmesi ve yapılacak her tür sınavın iptali en doğru karar olacaktır.

Bununla birlikte bu mesleklere girmek için emek vermiş olan binlerce genç adayın kazanılmasının önünde de engel olan Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı uygulamasının açıktan alımlara etkilerini de incelemek tabloyu daha da netleştirmemize yardımcı olacaktır. Mikro ölçekte Gelir Uzman Yardımcılığı mesleği noktasında değerlendirme yapacak olursak, her yıl ortalama 1500 ilâ 2000 kişilik alım yapılan ve personel ihtiyacı her fırsatta dile getirilen Gelir Uzman Yardımcılığı mesleği için Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavının yapıldığı dönemlerde alımların ne şekilde azaldığını aşağıda yer alan tabloda görebilirsiniz;

Dönem

Kurum İçi Özel Uzmanlık Sınavı Alım Sayısı

Açıktan Gelir Uzman Yardımcılığı Alım Sayısı

2010 5900 kişi 928 kişi
2012 3000 kişi 1000 kişi
2020 1500 kişi

1000 kişi

Bu tablo Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavının genç personel akışını olumsuz etkilediğini, kurumlara dinamizm katacak ve yetiştirilmesi mümkün genç adayların istihdamının da önüne geçtiğini açık bir şekilde göstermektedir. Teknoloji ile iç içe, sistemleri rahat bir şekilde kullanmaya müsait, öğrenmeye ve gelişime açık genç personel istihdamının küresel çapta önem kazandığı 2021 dünyasında Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı ile farklı kazanımların ardında olmak ne yazık ki devletimizin ileri gitmesi önünde ciddi bir engeldir.

Devletimizi kalkındıracak olan gençlerdir, beşeri sermayedir. Devletimizin genç dimağların kurumlara kazandırılması için atması gereken en net adımların;

  • Mevcut ilanın en kısa sürede iptal edilmesi,
  • Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı kanunlarının ilgası,
  • Bir daha böyle bir uygulamanın asla hayata geçirilememesi için gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılması,

olduğu sarihtir.

Kurum İçi Uzmanlık Özel Sınavı hakkında fikirlerinizi beyan etmek ve sorularınızı sormak için FORUM sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Yorumlar (2)
melih 5 ay önce
çok iyi açıklanmış, teşekkürler
Eren 4 ay önce
Tek kelime ile mükemmel bir yazı olmuş.
33
açık