kpsstaban puanlarbaşarı sıralamalarıatama puanlarıykstyt

Yılmaz Güney Kimdir

Sinemamızın önemli isimlerinden biri olan Çirkin Kral hakkında merak edilenleri kaleme aldık. Yönetmen, senarist, oyuncu ve yazar olan Yılmaz Güney şüphesiz ki sanat gücünü haksızlığa kayıtsız kalmamaktan alıyor. Filmlerinde haksızlıklar, yoksulluk, eşitsizlik gibi temaları işleyen Yılmaz Güney kariyeri boyunca onlarca ödül almıştır.

Yılmaz Güney Kimdir
A+
A-

Yılmaz Güney Kimdir? Yılmaz Güney Nerelidir?

Yılmaz Güney Nisan 1937  Yüreğir, Adana’da Dünya’ya geldi. Babası aslen Siverekli  annesi ise aslen Vartolu  olan Yılmaz Güney, Özellikle Çirkin Kral  ünvanını aldığı dönemi sonrasında çektiği Cannes ödüllü Yol,  Umutsuzlar,Sürü gibi filmleriyle bilinir.

Yılmaz Güney’in kimlikte yer alan adı Yılmaz Pütün’dür. Sanatçının kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği anlamına gelmektedir. 1937 yılının nisan ayında, yoksul bir ailenin iki çocuğundan ilki olarak dünyaya gelmiştir. Babası aslen Siverek’in Desman Köyü’nden olup Annesi ise Muş’un Varto ilçesindendir. Sanatçı Adana’da büyümüş ve Adana kültürünü tamamıyla almıştır. Adana sanatçının birçok filmine konu olmuş aynı zamanda Adanalı figürlerde filmlerine serpiştirilmiştir. Yılmaz Güney Adana’da bir süre Kemal Film ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak görev yapmıştır. Güney daha sonra üniversite eğitimi almak  üzere İstanbul’a gitmiş ve Atıf Yılmaz ile tanışmıştır. Öğrencilik döneminde yazmayı da ihmal etmeyen Yılmaz Güney bu dönemde de bir yandan  hikâyeler yazıyordu. Üniversite eğitimine devam ederken Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle sinema çalışmalarına başlamıştır.

Yılmaz Güney Sinema Filmleri

Yılmaz Güney, 1959 yılında  yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik  filmlerinin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde ufak roller alır ve oynar. İlk filmlerinden itibaren dikkat çeken sinema alanına damga vuran Güney daha sonra Karacaoğlan’ın Kara Sevdası isimli filmde  de yönetmen yardımcılığı yapar. Dönemin edebi dergilerinden olan Yeni Ufuklar ve On Üç   de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsü sebebiyle komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle mahkemeye çıkarılır ve bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum edilir. Yılmaz Güney 1961 ve 1962 yıllarını hapiste geçirir. 

Hapisteki yıllarında okumaya ve araştırmaya devam eder. İki yıl sonra cezası bittiğinde  kaldığı yerden sanatına devam eden Yılmaz Güney, bu  dönemde daha ziyade macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen,dışlanan “Anadolu çocuğunun” otoriteye ve düzene baş kaldırısı vardır. Bu dönemde hayal dünyasının zenginliği, sanatının kalitesi ve öz güveni sayesinde Çirkin Kral  lakabını alır. 

Çirkin Kral olduktan sonraki  dönemdeki en önemli eseri Lütfü Akad’ın yönettiği ve senaryosunu kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu’dur.  Hudutların  Kanunu kaçakçıların hikayesini anlatan bir filmdir ve yayınlandığı dönemde Dünya çapında ses getirmiştir. Sanat ve kişiliği görüşleri daha olgun bir hal alan, oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartıdan uzak ve yalın oyunculuk anlayışını da bu dönemde artık oturtmuştur.

Yılmaz Güney Neden Yurt Dışına Neden Kaçtı?

1971 yılında siyasi bir takım olaylara karıştığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edilmiştir. Yılmaz Güney hapiste kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini ve birikimini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya yeni başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974 yılında ceza evinden çıkmıştır. İki yıl üç ay  hapishanede kalan Yılmaz Güney aynı yıl  Arkadaş isimli filmini çekti. Üretken döneminde olan sanatçı,  aynı yıl Endişe isimli filmini çekerken Adana’nın Yumurtalık ilçesinde film çekimleri için gittiği bir gazinoda ilçenin yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmekten dolayı  tutuklandı ve  yargılamaların sonucunda 13 Temmuz 1976’da 19 yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Hapis cezasının beş yılı infaz edildikten sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli şekilde çıktığı Isparta Yarı Açık Ceza evinden ülke dışına firar etti. Yılmaz Güney’in hapisten kaçışı filminde anlattığı hikayeyle benzerlik taşımaktadır. Hapse girmeden önce çektiği Şeytanın Oğlu  filminde:  bayram izininde dışarıya çıkan ve firar eden bir adamın hikayesini anlatmıştır.  Bir günlük izin ile hapisten çıkan Yılmaz Güney, Antalya’nın Kaş ilçesinden deniz yoluyla Yunanistan’a bağlı Meis adasına, oradan ise Zurich’e kaçmıştır. İsviçre’de bir süre kalan Güney daha sonra Fransa’ya geçer ve hayatının  geri kalanını orada tamamlar.

Sanatçı beş yılını geçirdiği cezaevinde sinema ile olan ilişkisini sürdürdü. Cezaevi yıllarında  yazdığı Zeki Ökten tarafından yönetilen Sürü ve yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol  filmleri çekildi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı sanat-kültür dergisi çıkarmaya da devam etti. Yol’un kurgusunu tekrar yaptı daha fazla ses getirdi ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. Yurt dışına çıktıktan sonra sinemaya devam eden Fransa’da Duvar filmini çekti. Güney’in, 1976 yılında  Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde bizzat tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevini etkisi altına alan bir isyanın sinemaya aktarıldığı Duvar onun  sanat hayatının son filmi olmuştur.

Hayatının son demlerini Paris‘te geçiren Yılmaz Güney, memleket hasreti ve çektiği sıkıntılarında etkisiyle mide kanseri olmuş ve  9 Eylül 1984’te yaşamını yitirmiştir. Yılmaz Güney  Paris’te bulunan Père Lachaise Mezarlığı’nın 62. kısımda ebedi istirahate çekilmiştir.

Yılmaz Güneyden geriye kalan  neden ve niçin  öldürülür hususundaki şu sahne ise oldukça etkileyicidir. Sanat ve sinema hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için tıklayınız.

Yazımızı Puanlamak İster misin?
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.